Hudson değişim döngüleri nedir ve ben hangi etaptayım ?

Frederic Hudson “değişim döngüleri” yaklaşımında, yaşamda sürekli 4 aşamadan geçtiğimizi öne sürer : üretim, sorgulama, yeniden tanımlama, vizyon geliştirme. Önce heyecanla yola çıkarız ve başarıya doğru ilerleriz, bir süre sonra tatminlik seviyemiz azalır ve değişim ihtiyacı hissederiz, bu gerekli değişimin ne olduğunu sorgularız, yeni tohumlar bulup ekeriz ve onlar büyüdüğünde yeni fikirler ile tekrar yola çıkarız.

İlk iki aşamada son derece enerjik ve dolayısıyla aktif hissederiz. Yola çıkmak heyecan, sorgulamak ise öfke oluşturur. Aşağıdaki iki etapta ise düşük enerjili oluruz, çünkü nereye gideceğini bilmeme hissi hüzün ve korku yaratır. Cevaplarımızı bulduktan sonra ise huzurlu ve sakin oluruz. Bunlar bana kalırsa 4 mevsime benzer : yaz, sonbahar, kış ve ilkbahar.

Bir aile kurmak, tatile çıkmak, mutfağınız için yeni bir masa yapmak veya bir şirket kurmak olabilir yaz mevsiminde sizi yola çıkaran proje.

Haydi diyelim ki bir surf okulu açmaktı projeniz. Ne gerekiyorsa öğrendiniz, ekip kurdunuz, muhasebeci buldunuz, mekan buldunuz, reklam yaptınız, sertifika edindiniz. İlk müşteriler gelmeye başladı. Birkaç sene içerisinde dengeye vardınız. Artık çok mutlusunuz ! Başardınız !

Bu mutluluğa sonsuza dek yerleşip orada kalmak istiyorsunuz. Ama zamanla huzursuzluklar beliriyor. Tam olarak neden bilemiyorsunuz ama beklediğiniz kadar mutlu değilsiniz. Sıkılıyorsunuz, kızıyorsunuz birşeylere, nefes alamıyorsunuz.

Belki hafta sonları okulda konserler düzenlesek biraz değişiklik olur ?

Bu ufak dokunuşlar sizi bir yere kadar götürüyor ama yetmiyor. En sonunda patlıyorsunuz. Yeter ! Bir şeyler değişmeli ! Birşeyler istediğiniz gibi değil, ama sizde tam olarak ne istediğinizi bilmiyorsunuz ve en can sıkıcı nokta da bu zaten. Sizin son günlerdeki hallerinizi anlayamıyanlara düzgün bir açıklama veremiyorsunuz, çünkü önce kendiniz kendinizi anlamalısınız.

Enerjiniz düşüyor. Canınız üretken olmak istemiyor. Eve kapanıp filim seyredip, fast food yemek, filim seyredip uyuklamak, sevdiğiniz kişilere sokulmak istiyorsunuz. Biraz dinlenip koşturmacadan kopunca, artık doğru soruları kendinize sorup ilerlemek istiyorsunuz. Günlük tutarak, kitap okuyarak, video seyrederek, psikolog yada koç yardımı ile bu sorulara ve kök cevaplarınıza ulaşıyorsunuz.

Sizin asıl istediğiniz denize yakın yaşamak, istediğiniz zaman surf yapabilmekmiş meğer. İş adamı.kadını yada öğretmen olmak değilmiş! Sizin değerlerinizde paylaşım, birliktelik, huzur ve doğa varmış, ama yapmayı sevdiğiniz iş bu tür birşey değilmiş. Siz aslında bu tür mekanları ve etkinlikleri hayal etmeyi seviyorsunuz belkide… 

Huzurlusunuz. Yeni net bir projeniz yok ama kim olduğunuzu daha iyi biliyorsunuz.

Mimarlık, iç tasarım, etkinlik organizatörlüğü… bu konularda iştahla kitaplar ve makaleler okuyor, bu işleri yapan insanlar ile tanışıp, stajlara ve derslere kayıt oluyorsunuz. Tabii bir yandan da şu anki işinizi ayakta tutacak kadar yürütmeye devam ediyorsunuz finansal dengenizi korumak adına. Ama bunu şükür ederek yapıyorsunuz. Nalet ederek değil. Çünkü bu iş sizin mutluluğa giden yolunuzu finanse ediyor.

Zamanla “oyun oynamaya” başlıyorsunuz. Defterlere resimler, hayaller karalıyorsunuz. Bunlardan coşkuyla etrafınıza bahsetmeye başlıyorsunuz.

Ve bir gün aklınıza bir fikir geliyor… ve döngü yeniden başlıyor. İşte yaz, güneş ve mavi gök yüzü !

Ama merak etmeyin, bu sonsuz bir iniş çıkış çıkmazı değil. 😉

Bu 4 mevsimden farkındalıkla geçerek tam bir turu bir defa tamamladığınız zaman, bir sonraki değişim esintileri fırtınaya dönüşmüyor. Kendinizi, değerlerinizi, ana ihtiyaç ve zevklerinizi tanıdıkça bu döngüler ufak “update” dokunuşları olmaya başlıyor.

Ilkbahar’a, yani son döngüye, dikkat. Ona saygı gösterin. Yeni bir fikir ve proje bulmak için acele etmeyin. Korku ile zorla bulunan fikirler kalitesiz olur ve ancak fırtınanızı kışkırtır. İlk ve ikinci karelerde gezinip durursunuz ve kışa geri düşmekten bir türlü kurtulamazsınız.

Zaman sizin işiniz değildir. 🙂 Bir şeyler dengeli bir şekilde hazmedilince fikirler kendiliğinden doğar. Siz kendinize ve hayat oyununa saygı gösterin yeter. Herşey olacağı zaman olur ve eğer siz şimdi’yi leziz kılmaya konsantre olursanız, aceleniz de kalmaz.

Şimdi düşünün bakalım : siz hangi mevsim yada mevsimlerdesiniz hayatınızın farklı alanlarında ? Aileniz ile olan ilişkileriniz, aşk yada iş hayatınız, bedeniniz ile olan ilişkiniz, ilgi alanlarınız, projeleriniz hangi mevsimde ?

Benim hedefim koç olarak sizinle tam bir farkındalık ve tanbımlama turu atmak, ve bir sonraki değişim esintilerinde sizi kuş kadar özgür ve bir ağaç kadar köklü kılmaktır. O ağaç her sene yeni meyveler verecektir, siz onu besleyin ve dinleyin yeter. Her sene yeniden sıfırdan ekilmek istemeyecek, kendi ekseninde genişleyerek büyüyecek, kuvvetlenecektir.

Bir şahıs değil bir şirket için okuyorsanız bu makaleyi, aslında sorular hep aynı. Şirketleri de insanlar kurup, geliştirip büyütür. Eğer projenizin var oluş nedeni gerek insightlara cevap vermiyorsa, kurucu ve çalışanlar da bu anlam da kendini bulmuyorsa fırtınalar kopacaktır. İnsanlar iş hayatı ve özel hayat diye kendini ikiye bölmeye çalışır, halbuki ruhunuzu evde bırakıp işe gidemezsiniz. Kenidinizi tanıyıp, sizin değerlerinize, prakritinize, zevk, beceri ve ihtiyaçlarınıza uygun projeler de yer almalısınız. Piyasa araştırmalarını takip edebilirsiniz tabii ki, ama o yaz elbet bir gün geciktirilmiş de olsa kışa götürür. Siz en iyisi bir an önce bütünsel gerçekliğiniz ile tanışmaya bakın. Kendiniz ve gezegenimiz için o zaman çok daha sağlıklı bir varlık olusunuz.

nesem.jpg
Neṣem Ertan – Life coach and design facilitator 
Luxembourg – Paris – İstanbul

ertan.nesem@gmail.com

Bir Cevap Yazın